Kayıtlar

GİTMEK

Bir şey olmasaydı yazmak olmayacaktı..                                                                                                        Başka bir şey de olmasaydı                                                                                                        Silmek olmayacaktı.                                                                                                                                                 Özdemir ASAF

                                                                                                                                           "Uykudan Uyan 'ın devamı"










                        Yola çıktığından bu yana teybi açmadı adam. Kendi kendine şarkı söyleyecek kadar keyfi, arasa belki çocukluğunda bulurdu. İçtiği iki dal sigaranın dumanını sağ elinin parmaklarına sindiğini düşününce her zamanki gibi nefret etti sigaradan, kendinden de. Saat sabahın sekizi, doksan beş kilometre hızla gittiği yolun ona faydası yoktu henüz, olacak olm…

SEV 'Gİ

Bardağımdaki çay şekersiz
Soframdaki bir tabak yemek tuzsuz olsa da olurdu.
Yağmurun ıslattığı  bu şehirde ıslanmak üşütse de
Yollar boyunca yürümek yorsa da bedenimi
Savaşırdım.
Sen, güzel kadın
Saçlarını da alıp gitmeseydin.






OLMAZSA

Susmanın yüzsüzlüğünü, Kaldıramadı daha fazla kalbim. Sevi cümleleri, vedalar çıktı sözlerde. Olması gereken neyse o oldu ve Birden korkular pişmanlıkları besledi sonra Bir ayaklanma çıktı beynimde, yüreğimde Bastırması güç, Hala devam etmekte.







DÜŞ'ÜNCE

Olmayacakmışsın artık Zaman fısıldadı kulağıma Bitecekmiş, senli geçen birkaç saat Özlersem... fotoğraflarına Cesaret edebilirsem bakmaya Kim bilir.
Rakı kadehinin dibinde biriken damlalar Anlatmaz ki bana seni Camların köşelerindeki buğularda ellerin Dokunamayacakmışım . Bir kış geçecek, sonra bahar, yaz O şehrin en güzel kızı Mevsiminde rastlamak sana Bir bilsen, nefes almak gibi.
Kül rengi sabahlara uyanmaktan çok daha kötü sensizlik İşte o kadar kötü. İşte o kadar. Göğsüm sızlar, kollarım yoksul Açlığın susuzluğun, Günlerin gecelerin anlamı yok.
Şimdi, şu an Adımlarının yanında adımlarım Olsaydı keşke.










DEĞER

Sabah, Güneş tenine değdiğinde gelirdi. Gelirdi de Tarlalarında buğday başakları Kıskanıp güzelliğini, rüzgara boyun eğerdi.
Bir sevmek gelirdi bildiğim yollardan Üstüne düşen gölgelerden anlardım seni Saçların sırtına değerdi Ellerin sanki kalbe
Baktığımda gördüğüm Uykularımda sarıldığım sen. Seni sevmeye değerdi.













UYKUDAN UYAN

Eğer sevgilerse aydınlık, değer.                                                                                                                                                                                                                                                                                           (Sonbahar'ın devamı)










                          Araladığı perdeden dışarıyı izlemeyi bıraktı adam. Biraz önce mutfaktan getirdiği peynir ve dilim ekmek hala masanın üstünde olduğu yerde duruyordu. Tahta kurtlarının sesi dışarıdaki rüzgarın ıslığıyla yarışıyordu. Sonbaharın ona neden O Kadın 'ı anlattığının, düşündürdüğünün cevabını veremedi kendine. Perdeyi biraz daha açtı. Yağmur taneleri, çocukken oynadığı misketler kadar büyümüştü neredeyse, yağmur toprağın canını hayli yakıyordu. Oturduğu koltuktan kalkıp, üzerini değiştirmek için tekrar odasına yürüdü. Masanın üzerindeki ekmekle peyniri, giyineceği odanın ışığını yakana kadar midesine indirdi. Odayı aydınlattığında …

SONBAHAR

“ Sonu olmayan aydınlık zamanlarda, işportada satılan mum kadar değerliydi sevgi       
                       değer miydi?"






















              Beklediği trafik ışıklarının kırmızıdan yeşile döndüğünü, yaşlı otomobilinin torpidosundan yansıdığında fark etti adam. Işığı bekliyordu ama ona bakmamıştı. Arkasındaki hıyarın korna sesinden kurtulamadan hareketlendirdi otomobilini. Direksiyonu tutan sol kolunun bileğini döndürüp saatine baktı kavşaktan geçtikten sonra. Bir saat önce üzerinde battaniyeyle uyuduğu yatağını,odasını aklına getirdi. Belki ilk defa bu kadar dinlenerek uyumuştu, nedenini şimdilik boşverdi. Serin akşamların birinde, o battaniyeye sarılı uyuduğu sıcaklığı veremeyecek olsa da yaşlı otomobilinin kaloriferleri umursamadı, uykular uyunduğunda her zaman daha sıcaktır diye düşündü. Geçtiği yol üzerindeki sağlı sollu kapanmış dükkanların, mağazaların içlerinde boş yere açık bırakılan ışıkların ona eşlik ettiğini fark etti. Kaldırımları aydınlatan camekan ışıklarının önünden y…