Kayıtlar

Ağustos, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YENİDEN

Yılların nasılda hızlı geçtiğini düşünmüyordu, yan bankta oturan yaşlı kadın gibi ve az ileride yüzmek için denize atlayacak çocukların nefeslerini tutan heyecan gibi bir heyecan da yoktu içinde. Ne güneşli bir ağustos gününün ortasında ağacın verdiği gölgeye sığınmanın keyfini duyuyordu ne de arkasından işleyen trafiğin saçma sapan seslerini. Sıcak umurunda değilse de terlediğinin farkında olmayacak kadar da hissizleşmemişti, zaten onu bu banka oturtan, içinde az daha zaman geçse unutacağı hislerin tekrar dirilmesi değil miydi? Birazdan kendi kendine, belki çoğunun cevaplarını hatırlamadığı soruları soracak olan adam şimdi, unuttuğu sevmeleri ona tekrar yaşatan o kadını düşünüyordu. Karşısında, üzerinden gemiler geçen denizin üstüne çizerken kadının yüzünü, ondan başka kimsenin o resmi göremediğine sevinmişti.  Artık buradan ne zaman denize baksa onu görecekti- biraz daha sevinmişti- 
 Boğazını sıkan kravatı gevşetti, gömleğinin yakasını geri itti. Şimdi denizin üstüne çizdiği o res…

KORKU

ilk yazım tarihi: Kasım 2010







O kesik kesik çizilen beyaz yol çizgilerini birleştiriyordu otobüsün hızı. Başımı biraz kaldırınca denizin maviliğini gördüm tanıdık bir dosttu o, yıllar önce ayrıldığım bir şehirde bıraktığım koskocaman bir dost. Şehir asfalttan taşan yeşiliyle karşılamıştı beni,  ‘ben hiç değişmedim’ der gibiydi, tepelerine baktığımda. Bu sırada, birazdan karşısına otogarın çıkacağını bilen şoför, otobüsü sağ şeride geçirmiş ve yavaşlamıştı, artık kesik çizilen yol çizgileri daha belirgindi.
                Otobüs, otogara girip perona yanaşmak için manevralar yaparken bende yolculuğumu bitirmek için hazırlanıyordum. Şehir nasıl küçükse otogarı da öyleydi ve hiç değişmemiş, daha da eskimişti. Sonunda adımımı atmıştım dışarı. Şehrin, sonbaharın son günlerini de bitirdiğini, zamanı bilmesem de anlardım ciğerlerime çektiğim nefesten. Evlerin bacalarından çıkan kömür dumanı hemen sarmıştı nefeslerimi, kış buraya tam vaktinde gelmişti… Sahille aramda sade…

UNUTMAK

ilk yazım tarihi: Ocak 2013








       Çok yorgunum dedim kendi kendime. İçerisi pek kalabalık değildi. Daha kapıdan girdiğimde oturacağım masayı seçmişti gözlerim, gittim o masaya oturdum. Cebimdeki fotoğrafları masanın üstüne çıkardım, garsona bira diye seslendim. Daha dakikalar önce sıyrılıp geldiğim dışarıdaki hayat, şimdi gözlerimin önünden akıyordu ve ben sadece görebildiğim parçasını görebiliyordum baktığım pencereden.
            Bira şişesinin masamdaki sesi uyandırdı gözlerimi, dışarıya bakarken dalıp gittiği uykudan. Şişenin soğukluğunu, daha ona kavramadan almıştım. İlk yudumu alırken, kendi kendime, kafayı bulmayacağıma dair söz verdim. Fotoğraflar masada sırtı dönük dururken şişenin masaya verdiği ıslaklıktan uzaklaştırdım onları, fotoğraflara bakmanın zamanı gelmemişti, ne zaman gelecekti bilmiyorum. Kafamı tekrar dışarı çevirdim. Bir kadın, giydiği topuklu ayakkabının izin verdiği hızla bir yerlere yetişmeye çalışıyordu, bir çift sevgili sık…