Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DÜŞ'ÜNCE

Olmayacakmışsın artık Zaman fısıldadı kulağıma Bitecekmiş, senli geçen birkaç saat Özlersem... fotoğraflarına Cesaret edebilirsem bakmaya Kim bilir. Rakı kadehinin dibinde biriken damlalar Anlatmaz ki bana seni Camların köşelerindeki buğularda ellerin Dokunamayacakmışım . Bir kış geçecek, sonra bahar, yaz O şehrin en güzel kızı Mevsiminde rastlamak sana Bir bilsen, nefes almak gibi. Kül rengi sabahlara uyanmaktan çok daha kötü sensizlik İşte o kadar kötü. İşte o kadar. Göğsüm sızlar, kollarım yoksul Açlığın susuzluğun, Günlerin gecelerin anlamı yok. Şimdi, şu an Adımlarının yanında adımlarım Olsaydı keşke.

DEĞER

Sabah, Güneş tenine değdiğinde gelirdi. Gelirdi de Tarlalarında buğday başakları Kıskanıp güzelliğini, rüzgara boyun eğerdi. Bir sevmek gelirdi bildiğim yollardan Üstüne düşen gölgelerden anlardım seni Saçların sırtına değerdi Ellerin sanki kalbe Baktığımda gördüğüm Uykularımda sarıldığım sen. Seni sevmeye değerdi.

UYKUDAN UYAN

                                                                                 Eğer sevgilerse aydınlık, değer.                                                                                                                                                                                       ...

SONBAHAR

          “ Sonu olmayan aydınlık zamanlarda, işportada satılan mum kadar değerliydi sevgi                                                                                                                                                                       değer miydi?"                      Beklediği trafik ışıklarının kırmızıdan yeşile döndüğünü, yaşlı otomobilinin torpidosundan yansıdığında fark etti ad...

SOĞUK

                      Asfalt, yağan beyaz tanecikleri bütün ıslaklığıyla kabul ediyordu ve kar, örtmeye başlamıştı otomobillerin üstünü, çatıları, caddede yürüyen insanların omuzlarını. Dışarı çıkmak bu soğuğa rağmen güzel olacaktı ama ne kadar korumak için uğraşsam da kendimi soğuktan, yine de üşüyecektim, biliyorum. Elimde tuttuğum çay bardağının sıcaklığıyla vedalaşarak, onu masanın üstüne bıraktım. Kışın gereği olan giysileri giyip, dışarı attım kendimi. Ellerimin sıcaklığını yitirmesi uzun sürmedi ve yüzümün. Asfaltın ıslaklığı artık kar tanelerini eritemez hale gelmiş, kar taneleri yolda tutunmaya başlamıştı. Bir an için geriye dönüp nedensiz, ayak izlerime baktım, bir süreliğine beni bir kedinin takip ettiğini gördüm sonra yakındaki çöp kutusunun önünde takibini bitirmişti, şimdi çöpleri karıştırıyordu.               ...

YOK ET

                                                                                                              ilk yazım tarihi: Mayıs 2013               Masada kaç saat, kamburu çıkmış vaziyette oturduğunu bilmiyordu adam. İçerisi soğuktu ya da onun elleri üşüyordu, anlamadı. İki elini birbirine yapıştırdı, bir tur ovaladı Sonra kaldırdı kafasını, içerideki kimse ona bakmadı. Doğruldu sandalyede, sağ elindeki bardağın kaldırıp masaya çarptı tekrar. Dikkat çekmek değildi amacı, kimsenin ona bakmasını da istemiyordu. Kızgınlığındandı yaptığı ama önce çaprazındaki masada oturan dört ayyaş uyandı gevezeliklerinden, sonra arkasındaki,...